Turkish
İstanbul'da, Tevkifane Avlusunda
English translation
In Istanbul, In The Prison's Courtyard
İstanbul'da, Tevkifane avlusunda,
In Istanbul, in the prison courtyard,
güneşli bir kış günü, yağmurdan sonra,
on a sunny winter day, after the rain,
bulutlar, kırmızı kiremitler, duvarlar ve benim yüzüm
the clouds, the red tiles, the walls and my face
yerde, su birikintilerinde kımıldanırken,
while moving on the ground and in puddles,
ben, nefsimin ne kadar cesur, ne kadar alçak,
I, thought of the world, my homeland and you,
ne kadar kuvvetli, ne kadar zayıf şeyi varsa
while I carry:
hepsini taşıyarak :
all the braveness, lowness,
dünyayı, memleketimi ve seni düşündüm...
strongness, weakness of my soul...